A A A

Cuma namazında halifenin izni şart mıdır?

     Ülkemizde bir kısım insanlar cuma namazını kılmamakta ve bunun sebebini de şöyle açıklamaktadırlar: “Cuma namazının kılınabilmesi için halifenin izni şarttır. Halifenin izni olmadan cuma namazı kılınamaz. Ülkemizde ise halife yoktur ki izni olsun. Bizler bu sebeple cuma namazını kılmıyoruz…”

     Halifenin izni olmadığı için cuma namazını kılmayan kişiler, lütfen bu yazacaklarımızı dikkat ve insaf ile okusunlar. Eğer bu şekilde okurlarsa inanıyoruz ki, cuma namazını terk etmenin günahından kurtulacaklar ve cuma namazını kılmaya başlayacaklardır. Şart o ki, dikkat ve insaf…

     Evvela fıkıh kitaplarında halifeliğin değil, sultanın izninden bahsedilir ki;bu şartı yalnız İmam-ı Azam Hazretleri cuma namazının edasının şartlarından biri olarak zikretmiştir.

     İmam-ı Azam’ın bu ictihadındaki hikmeti İmam SerahsiHazretleri, Mebsut isimli eserinde şöyle zikrediyor: Cuma namazında kalabalık bir cemaate karşı hutbe okumak şeref vesilesi sayılacağından dolayı, birçok imtiyaz sahibi kişiler bu şerefe nail olabilmek için yarışabilir ve bu da kargaşaya sebep olabilir. İşte cumanın tehir edilmesi veya kargaşadan dolayı kılınamayacağı endişesiyle İmam-ı Azam Hazretleri bu şartı koymuştur. Ta ki intizamın sağlanmasıyla, huzur ve sükûn içinde cuma namazı eda edilebilsin.

     Elmalı Hamdi Yazırise İmam-ı Azam’ın ictihadındaki hikmeti şöyle izah eder: Cuma namazı büyük bir cemaatle kılınacağından, kimin kıldıracağında tartışma çıkması ve fitne olması muhtemeldir. Bu ise cumanın tehirine ya da terkine sebep olur.

     Hayrettir ki, İmam-ı Azam Hazretleri’nin cuma namazının tehir edilmesi endişesiyle koyduğu “halifenin izni olması” şartını bazı kişiler cumanın terkine vesile yapmaktadırlar. Buna hayret edilmez de ne edilir?

     Üç imam ve İmameyn’e göre, cuma namazının kılınabilmesi için sultanın izni şart değildir. Bu imamlara göre, cuma namazı diğer vakit namazlar gibi farz bir namazdır. Nasıl diğer vakit namazlar için sultanın izni şart değildir; aynen bunun gibi, cuma namazı için de sultanın iznine gerek yoktur.

     Kuhistâniderki: “Sultan”ın mutlak olarak zikredilmesi işaret eder ki, sultanın Müslüman olması şart değildir. Hem bu şart, sultandan izin almanın mümkün olduğu hâller için geçerlidir. İzin almak mümkün olmadığı takdirde bu şart ortadan kalkar. Müslümanlar herhangi bir kişinin etrafında toplanıp cuma namazını kılabilirler.

     Dürü-l Muhtar, Bedâi ve Zeylâigibi fıkıh kitaplarının cuma bahislerinde, sultanın izni olmadan cuma namazının kılınabileceği ifade edilir.Bu eserlerde denir ki: Sultan, bir şehrin halkını, kendilerine zarar vermek için cuma namazından men etse bile, halk kendilerine cuma namazı kıldıracak birini tayin edebilir.

     İmam Gazalişöyle der: Cuma namazı için ne sultanın hazır bulunması ne de izni şarttır. Lakin izni müstehabtır.

     İbni Abidinşöyle der: Devlet reisi zalim ve fasık da olsa cuma namazı terk edilmez. Hatta devlet reisi, halkı cumadan men etse bile, “Allah’a isyan gereken hususta mahlukata itaat edilmez.” hadisince Cuma namazı terk edilmez. Cuma namazı dâru-l harbte (küfür diyarında) bile kılınır.

     Ömer Nasûhi Hazretleri şöyle der: Veliyyü-l emir veya onun izin verdiği bir zat bulunmayan bir yerde, mesela dâru-l harbte (küfür diyarında), cemaat-i müsliminin seçmesiyle, içlerinden biri cuma namazını kıldırır.

     İmam SuyûtiHazretleri, cuma namazı hakkında hususi bir eser yazmış ve böyle bir şarttan bahsetmemiştir.

     Hem şu da bilinmelidir ki, cuma namazı kendisine farz olmayan birisi, mesela bir köle, kadın veya seferî Cuma namazını kılsa, öğle namazının farziyeti ondan düşer. Bir daha öğle namazını kılması gerekmez.

     Şimdi insaf ile düşünelim:

     Cuma namazının kılınması için sultanın izninin şart olmadığını bildiren bütün bu beyanları bir kenara bıraksak ve faraza, İmam-ı Azam’ın ictihadını mutlak kabul etsek, acaba memleketimizde sultanın izni yok mudur?

     İmamlar diyanete, diyanet başbakanlığa ve başbakanlık da cumhurbaşkanlığına bağlıdır. Bütün din görevlerinin maaşlarının devlet tarafından verildiği bir memlekette sultanın izni olmadığından nasıl bahis edilir?

     Hadi, “Cuma namazının farziyyeti batıl olur.” deseler, biz de “Nafile olur.” deriz.
Yok, “Nafile de olmaz.” deseler, biz de “Zühr-i Ahir kılındığından öğle namazı kurtulmuş, kılana da zarar gelmemiş olur.” deriz.

     Yok, “Cuma namazı kılmak günah olur.” derlerse, biz de deriz ki: “Bir şiarı ihya etmek, nasıl günah olur?”

çalışıyor..